Bu sayfayı yazdır

SAĞLIK HİZMETLERİNDE SON DURUM

Sağlık hakkı, evrensel bir değer olarak anayasalarda yerini almış ve sosyal politikanın en önemli ayağını oluşturmuştur. Ülkemiz bakımından da bir değerlendirme yapıldığında; her Hükümet döneminde sağlık hizmetlerinin en iyi şekilde sunulması için hedefler belirlenmiş ve koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmiştir. Sağlık ocakları ile köylere/beldelere kadar hizmet götürülmüş ve toplum sağlığı ön planda tutulmuştur.

Türkiye'nin sanayileşmesi ve kent nüfusun giderek artması ile birlikte birinci, ikinci ve üçüncü sağlık basamaklarına büyük yatırımlar yapılmaya başlanmıştır. Yerinde sağlık hizmetlerinin verilmesi hedefinde büyük başarılar elde edilmiş, her ilde üniversitelerin kurulması ve ileri tıp hizmetlerinin sunulması, bölgesel farklılıkları da ortadan kaldırılmıştır.

Sağlık hizmetlerinde dönüşüm olarak bakılan genel sağlık sigortası uygulamasına, 1 Ocak 2012 itibariyle geçilmiş ve sosyal güvencesi olmayanların tescil yaptırmaları için süre verilmiştir. Genel sağlık sigortası doğru bir sosyal politika olmakla birlikte gelir testi sonuçlarına göre kişi başına düşen ücretlerin 4 kademe üzerinden değerlendirilerek genel sağlık sigortası primi alınmasında başarılı olunamamış, pratik bir çözümün getirilmesi gerektiği yönünde uyarılarımız olmuştur. Tescil ve gelir testi yaptırmayanlara iki asgari ücret üzerinden genel sağlık sigortası prim borcunun oluşturulması, sosyal güvencesi olmayanlar üzerinde mali baskı olarak görülmüş ve sağlık hakkına erişimi engelleyen bir uygulama olarak değerlendirilmiştir.

Bu zorluklar karşısında genel sağlık sigortası prim borçlarının gecikme zammı ve gecikme cezasını silen kanunların çıkarılmasına rağmen, beklenen sonuç elde edilememiş, yaklaşık 5 milyon gibi bir kesim genel sağlık sigortasına tescil işlemlerini yaptırmamıştır. Hükümet, yeni çözüm arayışlarına girmiş ve 2017 yılına kadar üç kademe üzerinden alınan genel sağlık sigortası prim ödenmesi koşullarında değişikliğe gitmiştir. 6824 sayılı Kanun, 8 Mart 2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanmış, genel sağlık sigortası primi asgari ücretin yüzde 3'ü karşılığı olarak 53 lira olarak belirlenmiştir. Gelir testi zorunlu olmaktan çıkarılmış, Ocak 2012 tarihi itibariyle genel sağlık sigortası prim borçlarının cezaları silinmiş, geçmişte ödenmeyen ayların prim borçları 53 lira üzerinden hesaplanması öngörülmüştür. Bu şekilde biriken borçların büyük kısmı silinmiştir.

53 lira genel sağlık sigortası primini ödeme gücü olmayanların ise, gelir testine gitmeleri durumunda, ailede kişi başına düşen gelir asgari ücretin üçte birinden az hesaplandığında, geçmiş prim borçları silineceği gibi, genel sağlık sigortası primleri de devlet tarafından karşılanacaktır. Bu değişikle birlikte, sosyal güvencesi olmayanların genel sağlık sigortasına tescillerini yaptırmaları amaçlanmıştır. Gençlerde işsizlik oranı yüzde 20'nin üzerinde olduğundan, 30 yaşına kadar genel sağlık sigortası devlet tarafından karşılanmalıdır. Bu durum, bir yük olarak görülmemeli, gençlere teşvik olarak bakılmalıdır.  

Sağlık hizmetlerinde kamu ve özel sağlık kuruluşlarından yararlanmada büyük farklılıklar bulunmaktadır. Emekliler, çalıştıkları dönemlerde yüzde 11 gibi yüksek oranda genel sağlık sigortası primi ödemiştir. Hiç bir Hükümet bu gerçeği göz ardı etmemelidir. Ekim 2008 öncesi uygulamalara bakıldığında, emekliler sembolik olarak muayene ücreti dışında ekstradan bir katkı payı ödememiş, emekli aylıklarından her hangi bir kesinti yapılmamıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile birlikte kamu ve özel sağlık kuruluşlarından sağlık hizmeti alınması durumunda, cepten ödemeleri öngören katkı paylarının getirilmesi, başta emeklileri mağdur eden bir uygulamaya dönüşmüştür.

Emekli aylıklarındaki artışın katkı paylarını bile karşılamadığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Emeklilerin ve düşük ücret gruplarının özel hastanelere gitme şansı kalmamıştır. Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile özel hastanelerin yüzde 200'e varan ilave ücret alması, devlet hastanelerinin yoğunlaşmasına ve uzun süre randevu verilmesine neden olmuştur. Sağlık hizmetlerine ticari bir yaklaşımla bakılmaması gerekiyor. Hükümet yetkilileri, doktor yetersizliğinden söz ediyor. Özellikle de uzman doktor sayısı artırılmalı, kamu ve özel sağlık kuruluşlarında ortak kriterler getirilmelidir.

Okunma 1619 defa